|
Ahmet
Merhabalar
Ahmet adının hepinizin yüreğini titrettiğini biliyorum. Bugünün düzenleyicisi olarak kendime ayrıcalık tanıyıp ilk söz hakkını kendiminkine veriyorum.
Ben, yarım yüzyıllık yaşam maratonumun büyük çoğunluğunu, psikiyatristlerin deyişi ile söylersem "siklotimik" gündelik jargonla söylersem "mızmız" bir şekilde yaşadım. Bu duygusal ve fiziksel durumumun en önemli nedeni, hepinizin çok iyi bildiğini sandığım bir şeydi: Amaçladıklarımla elde ettiklerim arasındaki büyük fark.
Yaşamımızın en önemli açmazı olan bu farka herkesin tepkisi elbette farklı oluyor. Benim yanıtım da zamanla dönüştü ve sonuçta tümüyle değişti. Şimdilerde içinde olduğum çok daha pozitif durumun yaratılmasında, Ahmet'in varlığı önemlice bir etkendir. Ama Ahmet'in gidişi gerçek bir kilometre taşı oldu.
Birçoğumuzu tatminsiz kılan bu yaşam sürecine onun kahkahalarla yanıt verdiğini hepiniz biliyorsunuz. En çok güldüğü zamanlarda bile, içinin asıl renginin ıslak olduğunu biliyorum. Ama olsun. Dışının al rengini, gül rengini hepimize bulaştırıp, direngenliğimizi arttırdı. Belki de bu kadar çok özlememizin nedeni onun neşesinden, muzipliğinden yoksun kalmamızdır.
Ahmet gidince, her birimiz bir başka şekilde etkilendik. Onunla ilk gençlik çetesini oluşturanlar, Fatih, Mustafa ve de ben, yani fasulyeden oynayan, umulmayacak kadar çok etkilendik. Canım kızım Ceren'in saptamasıyla, babası ile Fatih amcası, Ahmet gidince yani ölümün kendilerinin de gerçeği olduğunu kavrayınca, sapıttılar. Onun kaybı ile yaşamın bütün kara tonları resmigeçit yapınca, benim de yörüngem saptı. Yetinmek değil ama elimdekilerin değerini bilip kıymetlendirmek konusunda, gerçekten aşama kaydettim. Daha çok uzatmamak için geldiğim aşamayı bir cümleye sığdırmaya çalışayım:
Artık Ahmet'i yitirdiğime üzülmüyorum, Ahmet dostum olduğu için seviniyor ve övünüyorum.
Bu övüncüme ortak çıkmaya çalışacağınızı, kendi övünç payınızın daha büyük olduğunu düşüneceğinizi biliyorum. Öyle olsun. Önce ben kaptıysam da birazdan mikrofon sizin elinize de ulaşacak. Hepimiz onun arkadaşı ve dostu olmakla bol bol övünebiliriz. Çünkü bu övüncün paylaşımı, bölmek yerine büyütüyor.
Bir insan ardında bundan daha büyük ne bırakabilir ki?
O nedenle bu gece mateme değil, yemeğe içmeye ve eğlenmeye geldik.
Benim bildiğim Ahmet böyle olmasını isterdi diye.
Eşi ve oğlu aramızda değil. Onlar daha önceden başka bir program yapmışlar. Şu anda Çeşme'deler. Melek ailesi ile birlikte mevlit okutup, bugün Alaçatı'da sokaktan geçenlere lokma dağıttı. Benim bildiğim Ahmet bundan da çok hoşlanmıştır.
Bu gece hepimizin hoşnutluk gecesi olsun.
Gecenin program taslağı şöyle: Birazdan ben Mustafa ile ortak albümümüzden derlediğim fotoğraflar ile anılarımızı güncellemeye çalışacağım. Sonrasında söz ve de saz sizlerde olacak.
Ben kendi aldıklarımdan söz ettiysem de, vermeyi çok ama çok seven Ahmet'ten, hepimiz bir şeyler aldık. Bu geceyi o yüzden şöyle başlatmak istiyorum:
İyi ki doğdun Ahmet
30 Haziran 2008 Ahmet Kurt'un sayfasında yer alan onun ardından yazdığım ilk yazım:
Aghmet!
|